Amerika’da İş ve Şirket Kurmak

Amerika’da iş kurmanın yollarını keşfedin! Şirket türleri, kuruluş süreci, vergi yükümlülükleri ve çalışan alım süreci hakkında bilgi edinin. Grape Law ile hukuki danışmanlık alarak girişimcilik hayalinizi güvence altına alın. Amerika’nın sunduğu fırsatları değerlendirin ve işinizi büyütün.
Grapelaw Firm
amerika iş ve şirket kurmak.png

Amerika Birleşik Devletleri küresel ticaretin kalbinin attığı bir yerdir. Bu nedenle bu ülkede iş kurmak, girişimcilik hayallerine giden yolda büyük bir adım olabilir. Girişimciler yalnızca dünyanın en büyük pazarlarından birine giriş yapmakla kalmaz, aynı zamanda inovasyon, esneklik ve işgücü çeşitliliği gibi avantajlardan yararlanabilir. Amerika’da iş kurmayı düşünenler, sağlam bir iş planı hazırlamalı ve prosedürleri detaylıca araştırmalıdır.

ABD’de şirket kuruluşu “hızlı” görünebilse de doğru şirket türünü seçmek, vergi ve uyum yükümlülüklerini baştan netleştirmek ve eyalet farklarını hesaba katmak, ileride çıkabilecek maliyetli sorunların önüne geçer. Bu yazıda, Amerika’da şirket kurma sürecini ana hatlarıyla ele alırken, karar vermeyi kolaylaştıracak pratik çerçeveler sunuyoruz.

Amerika’da Şirket Türleri

Amerika’da iş kurmak isteyenlerin başlıca yapacağı şeylerden biri şirket yapısını belirlemektir. Bu seçim hem işin yasal yapısını hem de kurucunun vergi yükümlülüklerini doğrudan etkiler. Amerika’da yaygın olarak kullanılan dört şirket türü vardır. Bunlar, Şahıs Şirketi (Sole Proprietorship), Ortaklıklar (Partnerships), Limited Şirket (Limited Liability Company) ve Anonim Şirketlerdir (INC./ CORP.). Bu şirket türlerinden her birinin işleyişi veya kurulum süreci farklıdır.

Bu noktada “tek doğru şirket türü” yoktur. Şirket türü seçimi; ortak sayısı, yatırım alma hedefi, kâr dağıtımı planı, büyüme stratejisi ve vergi yaklaşımı gibi unsurlarla birlikte değerlendirilir. Aynı iş fikri, farklı hedeflerle bambaşka bir şirket yapısına daha uygun hâle gelebilir. Şimdi bunlardan en yaygın üç tanesini inceleyelim.

1. LLC (Limited Liability Company)

LLC, yani Limited Şirket, adından da anlaşılacağı üzere ortakların kişisel sorumluluğunu sınırlayan bir yapıdır. İşletme borçları ve yükümlülükleri kural olarak şirket üzerinde kalır; ortakların kişisel varlıklarına doğrudan yansımaz. Vergi bakımından da LLC’ler çoğu senaryoda “pass-through” mantığıyla ele alınır; yani şirket kârı doğrudan ortakların gelirine yansıtılarak vergilendirilir. Bu, özellikle erken aşama girişimlerde ve küçük–orta ölçekli işletmelerde muhasebe/vergi yönetimini daha esnek kılabilir. Bununla birlikte LLC’lerde ortaklık sözleşmesi (Operating Agreement) içeriği, yetki dağılımı ve kâr paylaşımı açısından sonradan doğabilecek ihtilafları azaltacak şekilde baştan kurgulanmalıdır.

C-Corp, ABD’de büyük ölçekli, yatırım alma planı olan veya halka açık şirketler tarafından tercih edilen ve en yaygın şirket türüdür. C-Corp şirket yapısı, şirketin yasal ve mali açıdan tamamen ayrı bir varlık olarak kabul edilmesini sağlar. Ancak, çift vergilendirmeye tabii olabilir.

2. C-Corp

C-Corp yapısı, şirketin ortaklarından ayrı bir tüzel kişilik olarak ele alınmasını sağlar. Bu, yatırım alma, hisse devri, yeni ortak ekleme ve büyüme planlarını kurumsal bir zemine oturtma bakımından önemli bir avantaj yaratır. Özellikle girişim sermayesi (venture capital) yatırımı hedefleyen şirketler veya ileride halka arz planlayan girişimler için C-Corp sıklıkla tercih edilir. Bununla birlikte C-Corp’ta şirket düzeyinde ödenen vergilere ek olarak, kârın hissedarlara dağıtılması hâlinde ikinci bir vergilendirme gündeme gelebilir. Bu nedenle C-Corp seçimi, yalnızca “kurumsal görünmek” için değil, finansman ve büyüme stratejisiyle uyumlu olduğu için yapılmalıdır.

Öte yandan S-Corp ise vergi avantajları sunan bir şirket türüdür ve daha az düzenleyici yükümlülüğe tabidir. Ayrıca hem kurumlar vergisinden muaf olduğu için hem de hissedar sayısı sınırlı olduğu için küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında oldukça yaygın bir şirket türüdür.

3. S-Corp

S-Corp, belirli şartlar altında şirket gelirinin doğrudan hissedar düzeyinde vergilendirilmesine imkân tanıyan bir yapıdır. Bu sayede, bazı senaryolarda C-Corp’taki çifte vergilendirme etkisi azaltılabilir. Ancak S-Corp’ta hissedar yapısı ve sayısına ilişkin sınırlamalar bulunur. Bu nedenle S-Corp, her iş modeli için uygun bir seçenek olmayabilir ve ortaklık yapısı büyüyen veya hissedar profili bakımından esneklik arayan işletmelerde kısıtlayıcı sonuçlar doğurabilir. Bu yapının tercih edilmesi, vergi planlaması ve hissedar yapısının uzun vadeli hedefleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Bu üç yapı arasında seçim yaparken, yalnızca “bugünkü” ihtiyaçlara değil, işletmenin 12–24 ay sonra nasıl bir ölçeğe taşınmak istendiğine de bakılmalıdır. Zira şirket türü, işin ilerleyişini doğrudan belirleyen bir altyapı kararıdır.

Bu yazımıza da göz atın: Amerika’da Şirket Nasıl Kurulur?

Hangi Şirket Türü Hangi Durumlar İçin Uygundur?

Her şirket türünün prosedürü ve uygun olduğu durumlar farklıdır. Bunlara kısaca göz atmak gerekirse:

  • LLC şirket türü bir veya daha fazla ortağı bulunan geleneksel yapıda işletmeler için uygundur.
  • C-Corp, büyük yatırımcılar ile çalışmayı ve halka açılmayı planlayan işletmeler için uygundur. Özellikle çok ortaklığı bulunan ve hızla büyümeyi hedefleyen şirketler tercih eder.
  • S-Corp ise şirket kazançlarını bireysel gelir üzerinden vergilendirmek isteyen küçük ve orta ölçekli işletmelere hitap eder.

Bu genel çerçeve, ilk eleme için işlevsel olsa da pratikte şirket seçimini belirleyen daha teknik detaylar da vardır. Örneğin faaliyet göstereceğiniz sektör (regülasyon düzeyi), çalışan istihdam planı, farklı eyaletlerde iş yapma ihtimali ve dış yatırım planı, “uygun” görünen şirket türünü kısa sürede yetersiz hâle getirebilir. Bu nedenle şirket türü seçimi, kurulumu hızlandırmak için aceleye getirilmemeli; iş planının finansman ve büyüme ayağıyla birlikte okunmalıdır.

Şirket türü seçimi yalnızca bir form doldurma meselesi değildir. Doğru yapı seçildiğinde vergi yönetimi sadeleşir, yatırım alma kapasitesi güçlenir ve ileride yapılacak yeniden yapılandırmaların maliyeti düşer.

Şirket Kuruluşu İçin Gerekli Belgeler ve Prosedürler

Amerika’da şirket kurmak isteyen girişimciler bu süreçte çok dikkatli olmalıdır. Şirket kuruluş sürecinde gerekli belgeler temin edilmeli ve eksiksiz bir şekilde bir araya getirilmelidir. Aksi halde şirket kurulumu başarıya ulaşamaz.

Şirket kuruluşunda “eksiksiz” olmak yalnızca belgeleri toplamak anlamına da gelmez. Bu belgeler birbiriyle tutarlı olmalı, seçilen eyaletin beklentilerini göre hazırlanmalı ve şirketin fiili faaliyet planıyla de uyumlu kurgulanmalıdır. Özellikle banka hesabı açılışı, ödeme altyapısı kurulumu veya ticari sözleşmeler gibi adımlarda, kuruluş sırasında yapılan küçük bir hata bile pratikte ciddi gecikmelere yol açabilir.

Şirket Kuruluş Aşamaları

Amerika’da şirket kurulum aşamaları genelde aşağıdaki adımları kapsar:

  1. Şirket Türünün Seçilmesi: Her şirket türünün hukuki yapısı ve vergi yükümlülükleri farklıdır. Bu nedenle işletme süreçlerinize uyan bir şirket türü seçmeye özen göstermelisiniz.
  2. Şirketin Nerede Kurulacağının Belirlenmesi: Her eyaletin şirket kurmak için prosedürü farklı olabilmektedir. Bu yüzden şirketinizin fiziksel olarak nerede olacağı oldukça önemli bir aşamadır.
  3. Vergi Kimlik Numarası Alma: Vergilendirme sürecinde işletmenin tanımlanabilmesi için vergi kimlik numarası (EIN) alınmalıdır. Dokuz haneli bir numara olan EIN Gelir İdaresinden (IRS) çevrimiçi olarak veya posta ile alınabilir.
  4. Şirket Kaydını Oluşturma: İşletme yapınıza göre Articles of Organization veya Articles of Incorporation belgeleri hazırlanıp tescil edildikten sonra şirketinize Kuruluş Sertifikası verilecektir.
  5. Gerekli Lisans ve İzinleri Alma: Şirket faaliyetlerinin eyalet ve yerel yönetmeliklere uygun olmasını sağlamak için gerekli lisans ve izinler alınmalıdır.
  6. Şirket İçin Banka Hesabı Açma: Şirket için ayrı bir banka hesabı açılmalıdır.
  7. İşletme Sigortası Yapma: İşletmenizi beklenmedik olaylara karşı korumak için işletme sigortası yapılmalıdır.

Bu yazımıza da göz atın: Amerika’da Şirket Kurmak için Avantajlı Eyaletler

Bu adımların her birinin arkasında pratikte daha detaylı bir hazırlık vardır. Örneğin “eyalet seçimi” yalnızca kuruluş ücretine göre değil, vergi yaklaşımı, dava/uyuşmazlık ekosistemi, faaliyet göstereceğiniz sektörün regülasyon yoğunluğu ve operasyonel ihtiyaçlar (depo, ofis, personel) dikkate alınarak yapılmalıdır. Benzer şekilde lisans ve izinler, yalnızca “iş yeri ruhsatı” ile sınırlı kalmayabilir; gıda, sağlık, çocuk hizmetleri, finansal hizmetler gibi alanlarda ek izinler gerekebilir. Bu nedenle kuruluş takvimi, “kuruluş belgesi alındıktan sonra her şey bitti” anlayışıyla değil, işletmenin fiilen çalışmaya başlayacağı tarihe göre planlanmalıdır.

Bu bölümün sonunda altı çizilmesi gereken nokta şudur: Kuruluş sürecini doğru kurgulamak, yalnızca ilk günleri kolaylaştırmaz; şirketin banka, muhasebe, vergi ve işe alım süreçlerini de daha öngörülebilir hâle getirir.

Amerika’da Şirket Kurmanın Avantajları ve Dezavantajları

Amerika dünyanın en büyük pazarlarından birine sahip olduğundan girişimciler için cazip fırsatlar sunar. Ancak, ABD’de şirket kurarken avantajları kadar bazı dezavantajları da göz önünde bulundurulmalıdır.

Birçok girişimci ABD’yi yalnızca “pazar büyüklüğü” üzerinden okur. Oysa ki asıl fark iş yapma kültürü ve ticari altyapının çeşitliliğidir. Bununla birlikte rekabetin yoğunluğu, maliyetlerin eyalete göre değişmesi ve uyum yükümlülükleri, planlamayı daha disiplinli kılar.

Avantajlar: Vergi, Hukuki Yapı, Pazara Erişim

  • Amerika’da şirket kuran girişimciler sadece yerel değil, aynı zamanda küresel pazara erişebilir.
  • Şirket kurulum süreçleri oldukça basittir.
  • Amerika, birçok eyalette girişimcilere çeşitli vergi, hibe veya teşvik gibi avantajlar sunar.
  • Amerika’da şirket kurmak girişimcilere hukuki açıdan esneklik sağlar.

Bu avantajlar pratikte, doğru eyalet ve şirket yapı seçildiğinde daha da görünür hâle gelir. Örneğin bazı eyaletlerde girişimcilik ekosistemi daha gelişkin olabilir. Dolayısıyla tedarik zinciri, lojistik, insan kaynağı ve yatırım ağlarına daha hızlı erişilebilir. Benzer şekilde hukuki altyapının öngörülebilirliği, ticari sözleşmelerin uygulanabilirliği ve uyuşmazlık çözüm mekanizmaları da iş dünyasının istikrarını korur.

Dezavantajlar: Maliyetler, Yasal Yükümlülükler

  • Amerika’da şirket kurmanın maliyeti, eyalet bazında değişiklik göstermektedir ve eyaletlere göre maliyetler çok yüksek olabilir.
  • Amerika’da iş dünyası son derece rekabetçidir. Özellikle büyük şehirlerde faaliyet gösteren işletmeler hem yerel hem de küresel şirketlerle yarışmak zorundadır.

Dezavantajların çoğu “hazırlıksız” girildiğinde büyür. Kuruluş masrafı tek seferlik olsa bile; muhasebe, vergi raporlaması, sigorta, iş hukuku ve uyum giderleri devamlı maliyet kalemleri oluşturur. Ayrıca rekabet, yalnızca fiyat rekabeti değildir. Aynı zamanda müşteri deneyimi, teslimat hızı, iade politikaları ve dijital pazarlama gibi alanlarda da güçlü bir performans gösterilmelidir. Bu nedenle şirket kurmak, işin büyüme planıyla birlikte ele alındığında anlamlı bir avantaja dönüşür.

Sonuç olarak, ABD’de şirket kurmak “yüksek potansiyel + yüksek disiplin” denklemidir. Doğru kurgulandığında ölçeklenebilir bir yapı kurulur; plansız ilerlenirse maliyet ve uyum yükü hızla artar.

Şirket Vergilendirmesi ve Mali Yükümlülükler

Amerika’da şirket kurmak isteyen kişiler federal ve eyalet düzeyinde birçok vergi ve mali yükümlülükle karşı karşıya kalabilir. Bu yükümlülükler şirketin türüne, faaliyet gösterdiği eyalete veya sektöre bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Amerika’da faaliyet gösteren işletmeler eyalet, federal, gelir, satış ve mülk vergilerini ödemekle yükümlüdürler.

Vergi ve mali yükümlülükler, işletmenin “kurulduğu gün” değil, fiilen gelir elde etmeye başladığı andan itibaren düzenli şekilde yönetilmelidir. Bu nedenle şirket kurarken en baştan muhasebe altyapısı ve raporlama düzeni tasarlanırsa, yıl sonunda karşılaşılabilecek sürprizlerin önüne geçilebilir.

Federal ve Eyalet Vergileri

Şirketin faaliyet gösterdiği eyalete bağlı olarak ek vergi yükümlülükleriyle karşılaşılabilir. Bazı eyaletlerde vergi düşük oranlardayken bazı eyaletlerde sıfırdır. Şirketin kurumlar vergileri de federal ve eyalet vergileri kapsamında ödenmektedir. Aynı zamanda gelir vergisi de federal vergiler kapsamındadır.

Pratikte vergi yükü yalnızca “kurumlar vergisi var mı?” sorusuyla sınırlı değildir. Faaliyet gösterilen eyalette sales tax (satış vergisi) yükümlülüğü, çalışan istihdamında bordro vergileri, bazı eyaletlerde yıllık raporlama/yenileme ücretleri ve sektör bazlı özel vergiler gündeme gelebilir. Bu nedenle vergi planlaması, şirket türü seçimiyle doğrudan bağlantılı bir karar alanıdır.

Şirketler İçin Muhasebe ve Vergi Danışmanlığı

Amerika’da şirket kurduktan sonra işletmenin mali ve vergisel açıdan süreçlerini doğru bir şekilde takip etmek ve yasal düzenlemelere uygun bir şekilde raporlamak için güçlü bir muhasebe sistemine ihtiyaç vardır. Ayrıca, ABD’de vergi sistemi oldukça karmaşık olduğu için bir vergi danışmanı ile çalışmak şirketler için daha uygun olacaktır.

Muhasebe sistemi yalnızca “defter tutmak” değildir; gelir-gider sınıflandırması, vergi dönemlerinin takibi, fatura ve gider belgelerinin düzenli arşivlenmesi, çalışan bordroları ve yıllık beyanların hazırlanması gibi süreçleri kapsar. Düzenli muhasebe, bir yandan cezai riskleri azaltırken diğer yandan yatırımcı görüşmelerinde veya banka süreçlerinde işletmenin güvenilirliğini de artırır.

Bu yazımıza da göz atın: ABD Şirket Gelir Vergisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Amerika’da Banka Hesabı Açma ve Finans Yönetimi

Amerika’da şirket kurarken işletmenin mali işlerini düzenleyebilmek ve gelir-gider takibini yapmak için ayrı bir banka hesabı açmak önemlidir. Ayrıca, şirketin sürdürülebilirliğini sağlamak için finansal planlama yapmak ve nakit akışını yönetmek de kritik bir adımdır.

Banka hesabı, yalnızca ödeme almak için değil; vergi uyumu, muhasebe düzeni ve ticari kredibilite için de temel bir ihtiyaçtır. Pek çok işletme, ödeme altyapısı (payment processing) ve tedarikçi anlaşmaları gibi adımlarda banka hesabını merkezde konumlandırır.

Şirket Banka Hesabı Açmak

Hesap açmak isteyen işletme sahipleri genel olarak bankaya bizzat gelmelidir. Hesap açılış sırasında kimlik belgesi, ikamet belgesi, SSN veya vergi kimlik numarası gibi işletmeye ait olan belgeler ibraz edilmelidir. Amerika’da işletmeler için uygun koşulları sunan bankaların arasında Bank of America, City Bank ve Wells Fargo gibileri yer alır.

Hesap açılış pratikleri bankadan bankaya değişebilse de, bankalar genellikle şirketin kuruluş belgelerini, yetkili kişileri ve şirketin faaliyet modelini görmek ister. Bazı sektörlerde (örneğin yüksek iade oranı olan e-ticaret veya regülasyon yoğun alanlar) bankanın ek sorular yöneltmesi mümkündür. Bu nedenle şirketin kuruluş dokümanlarının düzenli olması ve faaliyet planının tüm açılığıyla anlatılabilmesi hesap açma sürecini hızlandırır.

Finansal Planlama ve Nakit Akışı Yönetimi

Finansal planlama yapmak ve nakit akışlarını yönetmek bir şirketin büyüme ve operasyonel stratejilerini yönlendiren bir süreçtir. Şirketler, yıllık bütçeler ve gelir gider süreçlerini iyi yönetebilmek için finansal planlama yapabilirler. Öte yandan nakit akışının doğru bir şekilde yönetilebilmesi için gelir ve giderlerinin doğru bir şekilde muhasebesinin tutulması ve faturaların zamanında tahsil edilmesi gerekir.

Nakit akışı yönetimi, özellikle yeni kurulan şirketlerde “kârlı görünen” işlerin bile zorlanmasına sebep olan ana alandır. Çünkü kârlılık (gelir–gider dengesi) ile nakit akışı (paranın kasaya giriş-çıkış zamanı) her zaman aynı anda çalışmaz. Bu nedenle işletmenin kira, bordro, tedarikçi ödemeleri ve vergisel yükümlülükleri gibi kalemleri, gelir tahsilat takvimiyle birlikte planlanmalıdır. Basit bir bütçe modeli bile, hangi aylarda finansman ihtiyacı doğabileceğini önceden görmeye yarar.

Çalışan Bulma ve İşe Alım Süreci

Amerika’da şirket kuran ve çalışan almak isteyen girişimciler bu süreci yasalara uygun bir şekilde yönetmelidir. Bu süreçte işe kanunlarına riayet etmek ve mülakat sürecini etkili bir şekilde yönetmek başarılı sonuçlar elde etmenizi sağlayacaktır. Hem işverenlerin doğru çalışanları bulması hem de çalışan haklarının korunması için yasalara saygı gösterilmelidir.

Çalışan istihdamı, yalnızca “işe almak” değildir; bordro, sigorta, çalışma saatleri, ayrımcılık yasağı ve iş güvenliği gibi birçok başlıkla birlikte idare edilir. Bu nedenle istihdam sürecinin baştan yapılandırılması, hem işverenin risklerini azaltır hem de çalışanın işe aidiyetini güçlendirir.

Amerika’da İş Kanunları

Amerika’da işe alım süreçlerini düzenleyen çeşitli yasalar vardır. Bu yasaların esas amacı işverenlerin ve çalışanların haklarını korumaktır. Bu kanunlardan bazıları:

  • Minimum ücret ve mesai şartlarını belirleyen yasa (FLSA)
  • Eşit istihdam fırsatları yasası (EEOC)
  • Tıbbi ve ailevi nedenler ile aylık izin hakkı sağlayan yasa (FMLA)
  • Emeklilik haklarını koruma altına alan yasa (ERISA)
  • Çalışanların güvenliği ve sağlıklı çalışma ortamının sağlayan yasa (OSHA)
  • Engelli bireylerin ayrımcılıktan korunmasını sağlayan yasa (ADA)
  • Cinsiyet ayrımı olmadan eşit maaş almasını sağlayan yasa (Equal Pay Act)

Bu düzenlemeler federal düzeyde genel çerçeveyi çizse de, eyaletlerin ek kuralları ve uygulamaları da olabilir. Bu nedenle istihdam yapılacak eyaletteki asgari ücret, izin hakları ve işten çıkarma prosedürleri ayrıca kontrol edilmelidir.

İş İlanı Verme ve Mülakat Süreci

İşverenlerin yasal sorunlar ile karşılaşmaması için iş ilanı verilirken iş tanımı tüm detaylarıyla yapılmalı ve aranan yetkinlikler, deneyim ve çalışanın sorumlulukları açıkça belirtmelidir. Ayrıca, işverenlerin mülakat sırasında sormaktan kaçınması gereken bazı sorular vardır; bu sorular, adayların ırkı, dini, cinsel yönelimi veya aile planlaması gibi kişisel bilgiler içeren sorulardır. Bu sorular ayrımcılık olarak algılandığı için sorunlara yol açabilir.

İlan metninin netliği yalnızca uyum için değil, ideal adayı bulmak için de hayatidir. İş tanımı muğlak olduğunda işe alım süreci uzar, pozisyona yanlış adaylar başvurabilir ve operasyonel bir kayıp oluşur. Mülakat sürecinde ise standart bir soru seti ve değerlendirme ölçeği kullanmak, hem ayrımcılık riskini azaltır hem de istihdam kalitesini yükseltir.

Bu bölümün sonunda şu çerçeveye dikkat edilmelidir: ABD’de işe çeviklik kadar “uyum” ile de yönetilir. Dolayısıyla süreç baştan sağlam temeller üzerine kurulduğunda, şirketin büyümesi dedaha stabil ilerler.

Amerika’da Şirket Kurarken Hukuki Danışmanlık Almanın Önemi

Amerika’da şirket kurmak isteyen girişimciler hukuki düzenlemelere uygun bir şekilde hareket etmek önemlidir. Bu süreçte hukuki danışmanlık veren firmalardan yardım almak şirket kuruluşu sırasında karşılaşılabilecek sorunların önüne geçilmesini sağlar. Bu nedenle işinizi riske atmamak için profesyonel bir avukattan destek alınabilir.

ABD’de şirket kuruluşu, eyalet bazlı kurallar, vergi yükümlülükleri, lisans/izin süreçleri ve iş hukuku başlıklarıyla iç içe ilerler. Kuruluş aşamasında yapılan küçük bir hata, ileride banka hesabı açılışından yatırım görüşmelerine, sözleşme süreçlerinden vergi raporlamasına kadar birçok alanda risk yaratabilir. Bu nedenle hukuki danışmanlık, sadece “kuruluşu tamamlamak” için değil; şirketin uzun vadeli uyum ve risk yönetimi politikasını oturtmak için de değerli bir rol oynar.

Amerika’da şirket kurma sürecini değerlendiriyor, şirket türü seçimi, eyalet bazlı yapılandırma, vergi ve uyum yükümlülükleri ya da şirketinizi büyüme hedeflerinizle uyumlu şekilde konumlandırma konusunda daha net bir çerçeve çizmek istiyorsanız, info@grapelaw.com üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz. Grape Law ekibi, şirket kuruluşundan operasyonel yapılandırmaya kadar sürecin tüm aşamalarını ticari ve hukuki boyutlarıyla birlikte ele alarak, ihtiyaçlarınıza uygun bir yol haritası oluşturmanıza yardımcı olur.

Kategoriler

ABD GöçmenlikDiğerAmerika'da MarkaAmerika'da ŞirketAmerika'da VergiYatırımcı Vizeleri